Web Günlüğü - Anasayfa
Web Günlüğü

blogger ipuçları, eklentileri ve temalarının yer aldığı web günlüğü




Sayfalar




bu bloğu izle

Pek Çok Okulun Öğretmediği Şey - #Code.org #Kod, #Programlama

25 Eylül 2013 Çarşamba - #
Kod, Programlama, Pascal
Bir çoğumuz üniversitelerde veya Bilgisayar Yazılım alanındaki meslek liselerinde verilen programlama eğitimini veya kod yazma yeteneğini yeterince vermediğini biliyoruz. Kendi adıma söyleyecek olursam lise eğitimimi 3 yıllık Bilgisayar - Yazılım alanında aldım. Devamında ise 2 yıllık yani önlisans Bilgisayar Programcılığı tamamladım. Programlama, kod alanında bu 5 yılda ne öğrettiler sana diye sorsalar, cevabım ekrana "Hello World" yazdırma, basit toplama çıkarma işlemleri yapma ve for döngüsü ile ekrana 10 defa isim yazdırma ve 1'den 10'a, 100'e kadar sayıları yazdırma gibi şeyler öğrettiler olurdu.

Okul - Eğitim Yıllarında Programlama

Az değil, dile kolay 5 yıl programlama eğitimi aldım, güya aldım. Bu 5 yıllık yazılım eğitimine liseye başlamakla beraber Pascal (programlamaya başlayan her insan muhakkak bunu tatmıştır, daha doğrusu programlama eğitimi alan) programlama dilini tadarak başladım. Devamında ise Visual Basic ve Delphi gibi insanı kod yazmamaya iten, her şeyin hazır elemanlarla yerleştirilip bir kaç tıkta işlem yaptıran programlama dilleri oldu. Düşünün Bilgisayar ve Yazılım alanında eğitim görüyorsunuz format atmayı veya işletim sistemi yüklemeyi dahi bilmiyorsunuz. Ama Basic ve Delphi gibi programlarla yazılımcı oluyorsunuz. Allah'tan benim de dahil olduğum bir kaç kişilik grup bu alana ilgili ve derslerde başarılı olduğu için hocaların torpiliyle ayrı olarak bilgisayar atölyesinin küçük bir bölümünde işletim sistemi yüklemeyi öğrendik. Tabi lise yıllarında bir ara Pascal programlama dili dersine bir İngilizce öğretmeninin girdiğini de söylemeden geçemeyeceğim.

Geldi üniversite yılları. Tam dedim işte istediğim programlama eğitimini nihayet alacağım. Ta ki tekrar adı Algoritma ve Veri Yapıları olarak değiştirilmiş Pascal dersini görene kadar. Yanlış hatırlamıyorsam birinci sınıfın güz ve bahar döneminde Algoritma ve Veri Yapıları olarak yani iki dönem haftada en fazla aldığımız ders olarak tarihe geçmişti. Öğretim görevlisi olmuş Turbo Pascal eğitimi veren hoca eminim benim bildiğim Turbo Pascal dilinin 10/1'ini bilmiyordu, her ne kadar 69 gibi düşük bir puanla geçmiş olsam da. Zaten pek isteyerek gitmediğim yer olduğu için ilk yıl derslerle fazla ilgili değildim, ikinci yılın da farklı olduğu söylenemez.

Neyse ilk yıl sadece Turbo Pascal ve Veritabanı Yönetim Sistemleri adı altında (SQL, Oracle) derslerini alarak geçtik. Bir yıl heba oldu. İkinci sınıfta programlama dersleri artarak Görsel Programlama (Delphi), İnternet Programcılığı (CSS, HTML, PHP), yine Veritabanı (SQL, Oracle), C Programlama derslerinin eğitimini aldık. 2 yıl boyunca almış olduğum 109 kredinin sadece 36 kredisi bilgisayar ile ilgiliydi daha doğrusu programlama, diğer bilgisayar alanındaki dersler ise Grafik Animasyon (Photoshop, Flash) ve Tasarım Modelleme (AutoCAD) gibi derslerdi.

Ama en büyük sorun tabi ki öğretmenlerdi. Çünkü öğrencileri yani bizleri resmen kod yazmaktan soğutuyorlardı. Bir programlama eğitimine başlıyorsunuz. İlk iki ay sırf size for döngüsü veya diğer fonksiyonlar ile yapılmış matematiksel örneklerin çıktılarını sorarak ve işlem mantığını anlatamamakla geçiyor. Zaten matematikten nefret eden bir toplumuz üstüne programlama dillerini de tamamen matematik dilinde anlatmak içler acısı.

Şimdi kendin de öğrenebilirdin diye yaklaşımlar olacak biliyorum. Fakat neredeyse giriş aşamasında bile eğitimini almadığın bir programlama dilini sıfırdan kendi başına nasıl öğrenebilirsin, veyahut nasıl bütünü zamanını ayırabilirsin. Ama ben az da olsa örneğin php'yi dersler başlamadan önce 1 ay gibi kısa bir sürede başlangıç seviyesinde öğrenmiştim. Çünkü mecburdum hiç görmediğim bir programlama dilinden proje almıştım, o yüzden öğrenmek zorundaydım. Ama bu doğru bir şey değil.

Hadi okulları geçtik ya şirketler ? Evet Türkiye'de yazılım sektörü gitgide büyüyor. Ama nereye ve ne şekilde büyüyor. Türkiye'deki yazılım şirketleri hazıra konmayı çok güzel seviyor. Yani sen yıllarını heba edip her programlama dilini öğreneceksin. Sonra iki üç kuruşa gece gündüz demeden şirketin ameleleğini yapacaksın. Sırf bu yüzden üniversiteyi bitirince programlama ile ilişkimi kesmiştim(2011). Bir de daha tecrübe istiyorlar, e sen almazsan başka şirket almazsa tecrübeyi nasıl yaşayacağız. Onu da anladık neden temeli olan programcıların kendini geliştirmesi için şirketler tarafından eğitim verilmez onu hiç anlamıyorum. Yani sırf programlama eğitimi almak için özel eğitim firmalarına binlerce lira verip sadece bir kağıtla(sertifika) boş mu dönelim ?

İş konusuna gelince şirketlerin bir de üniversite ayrımcılığı var. O da ayrı bir mevzu. Hadi anladık ODTÜ, Bilkent gibi üniversitelerin verdiği eğitimleri hiç bir Anadolu Üniversitesi veremez ama sonuçta Türkiye'deki üniversitelerin %99'u aynı eğitim eksikliğini veriyor.

Uzunca bir yazı oldu ama sonuç olarak, işsiz biri olarak, yeniden programlama öğrenmeye karar verdim. CSS, HTML, PHP ve MySQL gibi web programlama dilleri ile sürekli içli dışlı olduğum ve ilgili olduğum için bunlarda kendimi geliştirmeyi ve bunların yanında ihtiyacım olan JavaScript'i öğrenmeye karar verdim. Tabi son zamanlarda JAVA'yı öğrenmek ve mobil programlama alanında kendimi geliştirmek için de iyiden iyiye kararlı olmaya başladım.

Aslında bu başlık altında sadece alttaki videoyu paylaşacaktım fakat bu konuda dolu olduğum için ve uzun süreli iş konusunda sıkıntılar çektiğim için bu şekilde uzun bir yazı oldu. Neyse videoyu izleyin yazıyı okumayın siz.

Facebook, Microsoft şirketlerinin kurucusu ve daha bir çok ünlü kişinin yer aldığı yeterince kod yazma yeteneğini vermeyen okullar için ve kod yazmaya da teşvik etmek amaçlı hazırlanmış. Bir nevi sosyal sorumluluk projesi gibi. Ayrıca projenin bir de imza kampanyası var. Projenin sitesi code.org