Web Günlüğü

90'lı Yıllar

Hani hep 80'li yılları överler, özlerler ve bir de üzerine dizi film çekerler ya. Buna karşılık ben ve benim akranlarımın da övdüğü ve özlediği yıllar vardır o da 90'lar. 90'lı yılları ne kadar tam olarak yakalayamasam da biraz ucundan da olsa tutmuşum ve yaşamışım iyi ki de yaşamışım.

90'lı yıllar günümüzdeki gibi teknoloji ile çok fazla içli dışlı olunmadığı, her evde bilgisayarın ve televizyonun olmadığı, ailelerin birbirlerine daha yakın ve sevgi dolu olduğu, en güzel ve en son çocukluk döneminin yaşandığı yıllardı. Belki de insanlık tarihinin yaşadığı en güzel son yıllardı.

Ben Mersin'de doğmuştum ve 90'lı yılların bir kısmını Anadolu'nun bu güzel şehrinde geçirmiştim. Çok küçük olduğum için aslında Mersin'e dair ve Mersin'de yaşadıklarıma dair çok fazla şey hatırlamıyorum. İlk üç tekerlekli bisikletimi babam Mersin'de almıştı bana ve üzerinden indiğimi pek hatırlamıyorum. Zaten daha sonraları annemin rahatsızlığı(astım bronşit) ve doktorunun önerisi ile ben 5 - 6 yaşlarındayken şuan yaşamış olduğum küçük ama güzel bir yer olan Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesine gelmek zorunda kalmıştık.

90'lı Yıllarda Neler Oynanırdı ?
90'lı yıllarda oynadığımız çeşitli sokak oyunları vardı. Özellikle kızların oynadığı ve çok popüler bir oyun olan seksekti. Tabi kendimizi kandırmayalım biz erkekler de az oynamadık. Bazen kızların tehditleriyle bazen erkek arkadaş bulamadığımız zamanlarda, bazense mecbur kaldığımızda seve seve çok da iyi oynardık. Ama kızlara has ve kızlara daha çok yakışan bir oyundu o ayrı bir mesele :)

Diğer Oyunlar :
Saklambaç,
Körebe,
Yedi kremit veya yedi taş,
Çelik çomak,
Yakar veya yakan top(bunun doğru ismini oldum olası öğrenemedim zaten),
Yerden yüksek,
Köşe kapmaca,
Birdir bir,
Çivi çakmaca (genelde kış ayları sonunda yerlerin ıslak olduğu toprak zeminde oynanırdı, çivi ile bir noktadan başlanır sıra ile çivi yere atılırdı, saplandıkça da noktalar arası çizgilerle rakibinin önünü tıkamaya ve onun daire içerisinde kalması sağlanırdı)
Minyatür kale futbol oyunu (en fazla dört kale olurdu ve kaleler küçük yaklaşık 1-1.5 metre genişlikte olurdu, herkes topa en fazla bir defa vurmak zorundaydı diye hatırlıyorum, ayrıca elle topu tutmak yasaktı panaltıydı, top elle tutulduğu takdirde penaltı yaptıran kişi arkası dönük bir şekilde topuğuyla penaltı kullanırdı)
Gazoz kapağı(Tasoların daha çıkmadığı zamanlarda gazoz kapakları düzleştirilerek oynanırdı)
Taso (Aslında tasolar 90'lı yılların sonlarına doğru 2000'li yılların başında çıkmıştı ve gazoz kapaklarını geri plana atarak zamanla yerini almıştı. O kadar rağbet görmüştü ki çıktığı an itibari ile sahteleri, çakmaları piyasaya sürülmüştü)

Bunların dışında bilgisayarın olmadığı veya kısıtlı olduğu zamanlarda kasetle çalışan ateriler yaygındı ve onlarda şuan bilgisayarın yaptığı bağımlılıkla birebir aynıydı.

90'lı Yıllarda Neler Yenilirdi Neler İçilirdi ?
Tabi 90'lı yıllar sadece oynanılan oyunlardan ibaret değildi. O yıllarda leblebi tozu, meybuz, capri sun gibi yiyecek ve içecekler de çok fazla ilgi görürdü. Leblebi tozu yiyerek konuşmak marifet isteyen bir işti hatta marifetten öte bir şeydi. Daha sonra sağlığa zararlı gerekçesiyle yasaklanmıştı.

Kış aylarında o yeri dolmayacak olan soba sevdası vardı. Akşamları aile evde toplanır soba üzerinde kestane pişirilirdi.

90'lı Yıllarda Neler İzlenirdi ? (Çizgi Film, Yerli ve Yabancı Diziler)
Ninja Kamlumpağalar
Kaptan Tsubasa
Pokemon
Maske (Yeşil Maske)
Transformers
Power Rangers
Zeyna
Herkül
Konan
Hulk Hogan ve Sürat Teknesi (Dizinin ismini tam olarak hatırlayamadığım için böyle yazdım)
İnce İnce Yasemince
Çılgın Bediş
Ruhsar
Olacak O Kadar
Çarli
Süper Baba
Mahallenin Muhtarları
Bizimkiler
A Takımı

Bu çizgi film ve dizilerin hemen hemen hepsini hatırlarım ve hayranlıkla severek ailecek izlerdik :)

90'lı yıllarda bir de kupon biriktirme olayı çıkmıştı ve gazetelerin rekabeti neticesinde ardı kesilmek bilmeyen bir gelenek halini aldı ve bu gelenek halen de devam etmekte. Mersin'de yaşarken ben küçükken annemler kuponlarla ansiklopedi setleri almışlar ve uzun kuyruklar, sıralar beklemişler. Bu ansiklopedi setleri Karacan Oxford, Gelişim Hachette ve Meydan larousse setleri halen kitaplıkta duruyor, hepsi tarih kokuyor hepsi 90'ları hatırlatıyor. 90'lardan kalan bir tek onlar var zaten 9-10 yaşlarındayken merakla bakmıştım az çok o günlerden beri halen arada sırada açıp bakarım ve halen eskilerin kokusu üzerlerinde durur.

90'lı yılların güzelliklerini, o yıllardan aklımda kalanları, hatırladıklarımı yazarak o güzel yıllara bir nebze de olsa dönmek istedim. 90'lı yıllar güzeldi be. Bazen keşke zamanı geriye alabilsem de o güzel günlere, yıllara dönüp aynı şeyleri tekrar yaşayabilsem diye demeden geçemiyorum.

Aklıma geldikçe veya hatırladıkça bu yazıyı güncelleyebilirim veya devamı niteliğinde yazılar yazmaya devam edebilirim.

Blogger En Çok Yorumlanan Yazılar Eklentisi

Blogger En Çok Yorumlanan Yazılar Eklentisi
Merhaba bir süredir blogger ile ilgili bilgi ve eklenti paylaşımı yapmıyordum. Bunun nedeni ise artık blogger kullanan düşüncesiz, seviyesiz arkadaşların artması ve şu mübarek ramazan ayında art niyetli tutum sergilemeleri. Bundan sonra bu seviyesiz arkadaşlar ne kadar olursa olsun elimden geldiği kadar ara sıra blogger ile ilgili güzel eklenti ve bilgiler vermeye devam edeceğim.

Bu yazımda yabancı bir blogger eklenti sitesinde görmüş olduğum blogger en çok yorumlanan yazılar eklentisini payalaşacağım. Kurulumu oldukça basit aşağıdaki kodları Kumanda Paneli ›› Yerleşim ›› Gadget Ekle ›› HTML/JavaScript widget alanına yapıştırıp kaydetmeniz yeterli. YourBlogUrl yazan kısma kendi blog adresinizi eklemelisiniz. Ayrıca ShowHowMany kısmına da göstermek istediğiniz yazı adedinini girebilirsiniz. Eklentinin önizlemesini görmek için yazının başında bulunan resme tıklayarak büyük halde görebilirsiniz. Eklenti önizlemisinde bulunan görüntü ile eklenti birebir değildir, resimde görülen css ile düzenlenmiş halidir.

<script type="text/javascript">
function getYpipePP(feed) {
document.write('<ul style="">');
var i;
for (i = 0; i < feed.count ; i++)
{
var href = "'" + feed.value.items[i].link + "'";
var pTitle = feed.value.items[i].title;
var pComment = "(" + feed.value.items[i].commentcount + " Yorum)";
var pList = "<li>&rsaquo;&rsaquo; " + "<a href="+ href + '">' + pTitle;
document.write(pList);
document.write(pComment); //to remove comment count delete this line
document.write('</a></li>');
}
document.write('</ul>');
}
</script>
<script src="http://pipes.yahoo.com/pipes/pipe.run?
YourBlogUrl=http://www.zaferzent.com
&ShowHowMany=10
&_id=390e906036f48772b2ed4b5d837af4cd
&_callback=getYpipePP
&_render=json"
type="text/javascript">
</script>

NOT : Bu yazıyı blogunuzda yayınlamak istiyorsanız bu yazının adresini link olarak belirtip yayınlamalısınız.

HC 2011 Blogger Teması


Bundan birkaç ay önce Hakkı Ceylan'ın wordpress için yapmış olduğu HC 2011 Teması'nı blogger'a entegre etmiştim. O zamanlar tema beni çok uğraştırmıştı ve ben de elimden geldiği kadarıyla entegre etmiştim. Sonra da ne içimden eksikleri gidermek gelmişti ne de hatalı bir şekilde paylaşmak. Bugün belki kullanıcısı çıkar diye paylaşmaya karar verdim. Not : Yazıyı okumadan temayı indirip kurmayın.

Yukarıda da belirttiğim gibi temadan birtakım hatalar ve eksiklikler mevcut. Hatalar demek yanlış olur aslında. Birden fazla eksiklik var ancak hata olarak benim gözüme çarpan bir tek hata var o da blog aktifken sidebar'da bulunan widgetlerin düzenleme sorunu. Widget düzenlemeyi Kumanda Paneli > Yerleşim sayfasından düzenlemek gerekiyor kısacası. Sorunun her neden kaynaklandığı bulup çözüm getiremedim. Bunun için kusura bakmayın.

Genel olarak temayı %70 entegre ettim. Temayı entegre edeli uzun zaman olduğu için kullanmadığım ve kodlarına aşina olmadığım için hatalar konusunda çok fazla yardımcı olamayacağımı belirtmek isterim. Asıl tema yapımcısı Hakkı Ceylan'ın ve benim emeğime saygı göstererek footer'daki bağlantıları kaldırmazsanız sevinirim. Son olarak demoyu geçici süreliğine koyuyorum daha sonra kaldırmayı düşünüyorum haberiniz olsun istedim. Gereksiz yorum ve mesajlar da atmazsanız sevinirim çünkü bu aralar hiç kaldıracak durumda değilim. Kullanacaklara şimdiden hayırlı olsun.

Önizle Yandex Disk'ten İndir

16.02.2016 Güncelleme

Responsive (Mobil uyumlu hale getirildi.)
Cufon Kaldırıldı yerine Google Fonts kullanıldı.
Footer kısmı ve yeni - eski yazı bağlantıları düzenlendi yazı yerine simgeler kullanıldı.
Yazı bilgi alanı eklendi (Tarih ve kategori).
Yazı alanı ile ilgili hatalı yerler düzeltildi.
Yazı altına RSS bilgi alanı ve abonelik kutusu eklendi.
Yorum alanı düzenlendi.
Yazıya önizleme (demo) adresi eklendi.

Güncel versiyon alternatif indirme bağlantılarıyla birlikte yazıya eklenti.

Blog Yazarken Nelere Dikkat Ediyorum

Aslında bu konuda onlarca blogda onlarca farklı başlıklar altından yazılar yazıldı. Fakat bazı blog yazarları bu konuda kendini çok üstün seviyede görerek diğer blog yazarlarını küçümseme, aşağılama tavırlı ve emredercesine yazılar yazdığını gördüm. Ben ise sadece kendimden yola çıkarak blog yazarken nasıl yazdığımı ve nelere dikkat ettiğim hakkında bir şeyler paylaşmak istedim.

Öncelikle eğer teknik bir bilgi isteyen konuda yazacaksam o konu ile ilgili İngilizce veya Türkçe olan farklı kaynaklarda araştırma yaparım. Yanlış anlaşılmasın kopyalama yapıştırmadan kastetmiyorum. Sadece o konuda çok fazla bir bilgi birikimim yoksa bulduğum farklı yazılardan bilgi edinerek konuya hakim olarak yazmanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Çünkü hakim olunmayan bir teknik konuda sadece bildiklerimle yetinip yazarsam takipçilerimin veya ziyaretçilerimin o konuda sorduğu bir soruya çözüm üretmekte zorlanırım. Eğer kişisel bir konuda yazı yazacaksam zaten içimden geldiği gibi yazarım.

Bir yazı yazarken dikkat ettiğim, önemli gördüğüm iki şey daha var. Birisi kullandığım üslup, diğeri ise yazım kuralları. Yazım kuralları her ne kadar çok fazla önemsenmse de ben elimden geldiği kadar özen göstermeye çalışıyorum. Çünkü dilimizi doğru kullanmak her birey de olduğu gibi benim de bir zorunluluğum. Tabi dalgınlığıma ve unutkanlığıma gelmediği zamanlarda. Üslup konusunda yeni blog yazmaya başlayan çoğu blog yazarı arkadaşlar pek özenli olmuyor açıkçası. Normal günlük hayatta kullandıkları konuşma dilini yazıya da aktarıyor ve zamanla bu kalıcı bir alışkanlık haline geliyor. Tamam blog yazma da özgünlük, doğallık (kişisel bloglar için) önemli ancak "yapacağım" yerine "yapcam", "gideceğim" yerine "gitcem" şeklinde kelimeler kullanmak bana göre çok yanlış ve itici bir kullanım. Ben ilk blog yazmaya başladığım zamanlarda dahi bu tür kelimeler kullanmamaya dikkat eder ve bu şekilde yazı yazılmış bloglara bir daha uğramazdım.

Diğer dikkat ettiğim konulardan birisi de yazı ve sayfa düzeni. Genel olarak yazdığım yazılarda konuyla ilgili bir resim kullanırım. Fakat resimi yazı düzenini bozmayacak şekilde ve ilk paragrafın soluna dayalı bir şekilde kullanırım. Yazıyı ise sayfanın iki tarafına yaslı olacak bir şekilde düzenlerim. Son olarak bir de başlık konusu var. Genel olarak gördüğüm bazı bloglarda başlıklar ilk kelimenin ilk harfi büyük ve takip eden diğer kelimelerin baş harfleri ve diğer harfleri küçük. Bu yanlış bir kullanım şekli değil fakat görünüm açısından bence pek hoş bir durum değil. Bu yüzden ben başlıklarda bütün kelimelerin baş harflerini büyük olacak bir şekilde ayarlamaya dikkat ediyorum.

Son olarak sıklıkla yaptığım hatalara değinmemde fayda var. En çok yaptığım hatalardan birisi yazdığım bazı cümlelerde aynı kelimeleri kullanmam ve aynı şeyi iki defa söylemiş gibi olmam. Diğer yaptığım sık hatalardan birisi de her ne yanlış yapmamaya özen göstersem de noktalama işaretlerini yersiz ve hatalı kullanmam.

Her blog yazarının özen göstermesi ve uygulaması gereken konularda kendi yaptıklarımdan ve yapamadıklarımdan aklıma geldiği kadarı ile bir şeyler anlatmaya çalıştım. Umarım bu yazı yeni blog yazmaya başlayan veya eski toprak blog yazarı arkadaşlara faydalı olur.

Son Zamanlar ve Can Sıkıcı Olaylar

Son bir haftadır Ankara ve doğduğum şehir Mersin yolculuğu nedeniyle buralardan uzak kaldım biraz. Bu yazıyı aslında sadece neden son zamanlarda burada olmadığımı söylemek için değilde daha çok gördüklerim, yaşadıklarım ve diğer olaylar sebebiyle biraz içimi dökmek için yazmak istedim. Öncelikle son bir haftada doğru dürüst uyku uyumadığım için halen çok yorgun ve bitkin bir halde olduğumu belirteyim.

Yakınların düğün merasimleri ile başlayan yorucu yolculuk. Daha sonra beni çok derinden etkileyen çok yakın bir arkadaşımın babasının trafik kazası sonucu vefat etmesi ile devam etti.

Pazartesi gecesi eve dönsem de aslında hiç bilgisayar başına geçecek vaziyette olmadığım için yeni yeni internette ve bazı bloglarda son durumları inceleyebildim. Şehir dışı yolculuklardan önce bizzat internetten tanıdığım bir kaç kişi ile tatsız olaylar yaşamıştım. Yine kullanmış olduğum temadan kaynaklı bir sorun. Detayına çok fazla girmek istemiyorum çünkü o kişilerin kendi halleri için sadece üzgün olduğumu söyleyeyim. Şu Mübarek Ramazan ayı öncesi fazla söz söylemiyorum onları sadece vicdan muhasebesine davet edip Allah'a havale ediyorum.

Şimdi yeni açılmış veya kendilerine bakmadan kendini bir şey zanneden bazı bloglarda son zamanlarda çok bilmişlik tavırlar var onlara geçeyim. Daha yeni blog açıp yazmaya başlayan ve blog yazarlarına ders vermeye çalışan, blog ve blogculuk hakkında yazılar yazmaya başlayan çok iyi tanıdığım ergenler bana hitaben bir şeyler söylemiş. Malum ben gereksiz e-postalara ve yorumları kaale almadığım için çok dokunmuş sanırım. Defalarca söyledim ama anlamıyor ergen kafalılar işte. Ben kişisel isteklerle iletişim kuran, yorum yapan veya sırf link paylaşımı yapan kişileri hiç umursamıyorum. Daha önce hiç söylemedim desem neyse de onlarca kez söylemişimdir eminim.

Genel olarak temayı en ufak ayrıntısını dahi kopyalayanlar bilgisi olmayıp her konuda fikir sahibi olanlar burası sizin yeriniz değil gidin sokaklarda oyununuz oynayın onu yapmıyorsanız online oyunlarınızı oynayın, buralarda gereksiz yere fazlalık yapmayın, size göre değil. Bilmeyip de bilmişlik taslayanlar sizin ne haddinize blog yazarlarına ders verme amaçlı yazılar yazmak. Sanane kardeşim adamın kendi blogu istediği şeyi istediği şekilde yazar çizer seni ne ilgilendirir. Beğenmiyorsan takip etmezsin o blogu olur biter.

Bu blogda dahil tüm blogları sırf çıkarlarınız için takip etmek veya yazılara yorum yapmak zorunda değilsiniz. Emin olun hiç kimsenini sizin takip etmenize veya yorum atmanıza ihtiyacı yok sadece sırf kendisi sevdiği, istediği için yazar çizer, bir şeyler paylaşır.

Yazıdan belki de bir şey anlamıyor olabilirsiniz. Ben sadece Leyla ile Mecnun'daki İsmail abi diyor ya hani içimi döktüm ohh rahatladım ben de öyle yaptım işte. Hadi görüşmek dileğiyle...